24 Eylül 2026, Perşembe
Canlı Piyasa Güncelleme
Güncel

Her 4 dakikada bir can kaybı: Türkiye’de sigara gerçeği

Her 4 dakikada bir can kaybı: Türkiye’de sigara gerçeği

Türkiye’de tütün kullanımı yılda yaklaşık 125 bin kişinin ölümüne yol açıyor. Pasif içicilik de 25 bin kişinin hayatını kaybetmesine neden oluyor.

Sigara ve diğer tütün ürünleri, kullanıcıların yanı sıra aynı ortamda bulunan kişilerin sağlığını da tehdit ediyor. Sağlık Bakanlığından aktarılan verilere göre Türkiye’de her yıl yaklaşık 125 bin kişi tütün kullanımı nedeniyle hayatını kaybediyor. Bu rakam, ortalama olarak yaklaşık 4 dakikada bir kişinin tütün kaynaklı nedenlerle yaşamını yitirmesi anlamına geliyor.

Söz konusu ölümlerin yaklaşık 25 bininin, sigara kullanmadığı halde tütün dumanına maruz kalan pasif içicilerden oluştuğu belirtiliyor.

Tütün ürünlerinin sağlık üzerindeki etkilerini ele alan veriler, sigaranın yalnızca akciğerleri hedef alan bir alışkanlık olmadığını ortaya koyuyor. Tütün kullanımı kalp ve damar sisteminden solunum yollarına, üreme sağlığından beyin fonksiyonlarına kadar vücudun çok sayıda bölümünü etkileyebiliyor.

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) yayımladığı bilgilere göre tütün kullanımı dünya genelinde her yıl 7 milyondan fazla kişinin ölümüne neden oluyor. Bu ölümlerin 1,6 milyondan fazlası ise sigara kullanmadığı halde ikinci el dumana maruz kalan kişilerden oluşuyor.

Sigara dışında hangi tütün ürünleri kullanılıyor?
Dünyada en yaygın kullanılan tütün ürünü sigara olsa da tütün tüketimi bununla sınırlı değil.

Nargilelik tütün, puro, sarma tütün ve pipo gibi geleneksel ürünlerin yanında ısıtılmış tütün ürünleri ve elektronik sigaralar da kullanıcıların karşısına çıkıyor.

Ancak ürünün tüketim şeklinin değişmesi, tütünün oluşturduğu sağlık risklerini ortadan kaldırmıyor. DSÖ, tütünün farklı kullanım biçimlerinin insan sağlığı açısından ciddi sonuçlar doğurabildiğine dikkat çekiyor.

Sigara dumanının içerdiği maddeler akciğerlere ulaştıktan sonra vücutta çeşitli zararlı süreçleri tetiklerken, duman içerisindeki karbonmonoksit kanın oksijen taşıma kapasitesini azaltabiliyor.

Tütün 20’den fazla kanser türüyle ilişkilendiriliyor
Tütün kullanımının en ciddi sonuçlarından biri kanser riskindeki artış olarak öne çıkıyor.

Sigara ve diğer tütün ürünleri; kalp-damar hastalıkları, solunum sistemi hastalıkları ve 20’den fazla kanser türü veya kanser alt türü açısından önemli risk faktörleri arasında gösteriliyor.

Türkiye açısından dikkat çeken başlıklardan biri ise akciğer kanseri. Mevcut verilere göre Türkiye, erkeklerde akciğer kanseri görülme sıklığı ve buna bağlı ölümlerde dünyada ilk sırada yer alıyor.

Bu tablo, tütün kullanımının toplum sağlığı üzerindeki uzun vadeli etkilerinin boyutunu ortaya koyan göstergeler arasında değerlendiriliyor.

Pasif içicilik de ciddi sağlık riski taşıyor
Sigara içmeyen kişilerin tütün dumanına maruz kalması da sağlık açısından risksiz kabul edilmiyor.

DSÖ, pasif içicilik açısından güvenli bir maruziyet düzeyi bulunmadığını belirtiyor. Çevrede bulunan kişilerin sigara dumanını soluması, kalp-damar ve solunum sistemi hastalıklarıyla ilişkilendiriliyor.

Yanan sigaranın çevreye yayılan dumanında yaklaşık 4 bin farklı kimyasal madde ve toksik bileşen bulunduğu, bunların yaklaşık 50’sinin kanser yapıcı özellik taşıdığı belirtiliyor.

Sigaranın yanma süresi de dikkat çekici bir başka ayrıntı. Bir sigaranın yaklaşık 12 dakikada yandığı, içicinin bu sürenin yalnızca yaklaşık 30 saniyesinde dumanı doğrudan içine çektiği belirtiliyor. Yanan sigaranın geri kalan bölümünden çıkan dumanın önemli kısmı ise doğrudan çevre havasına karışıyor.

Çocuklar sigara dumanından nasıl etkileniyor?
Pasif içicilikten özellikle çocukların etkilenebildiğine dikkat çekiliyor.

Sigara dumanına maruz kalan çocuklarda astım, bronşit, soğuk algınlığı ve orta kulak problemleri gibi sağlık sorunlarının görülme ihtimali artabiliyor. Bunun yanı sıra akciğer fonksiyonlarında azalma da pasif içiciliğin çocuklar üzerindeki etkileri arasında gösteriliyor.

Bu nedenle kapalı ortamlarda sigara tüketilmemesi yalnızca sigara kullanan kişinin kendi sağlığı açısından değil, çevrede bulunan kişilerin korunması bakımından da önem taşıyor.

Sigara doğurganlığı da etkileyebiliyor
Tütün kullanımının etkilediği alanlardan biri de üreme sağlığı.

DSÖ’nün kadın ve erkeklerde tütün kullanımının doğurganlık üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmelerinde, sigaranın kadınlarda kısırlıkla, erkeklerde ise sperm üzerindeki olumsuz etkilerle ilişkili olduğu belirtiliyor.

Tütün kullanımının yardımcı üreme tedavilerinin sonuçlarını da olumsuz etkileyebildiği aktarılıyor. DSÖ’nün değerlendirmesine dahil edilen araştırmalarda, sigara kullananlarda tüp bebek gibi yöntemlerin ardından gebelik ve canlı doğum oranlarının daha düşük olabildiği bildiriliyor.

Kadınlarda tütün kullanımına bağlı kısırlık riskinin, kullanmayanlara kıyasla yaklaşık yüzde 40 daha yüksek olabileceği belirtiliyor.

Tütün kullanımını geçmişte bırakmış kadınlarda ise kısırlık riskinin, kullanmaya devam edenlere göre daha düşük olabileceği ifade ediliyor.

Pasif içicilik de bu açıdan göz ardı edilmiyor. Tütün dumanına maruz kalan kadınlarda doğurganlık üzerinde olumsuz etkiler ortaya çıkabileceğine ilişkin değerlendirmeler bulunuyor.

Nikotin bağımlılığı bırakmayı neden zorlaştırıyor?
Sigaranın bağımlılık oluşturmasında en önemli maddelerden biri nikotin.

DSÖ, nikotinin yüksek derecede bağımlılık yapıcı özelliğe sahip olduğunu belirtiyor. Özellikle çocukluk, ergenlik ve genç yetişkinlik döneminde nikotine maruz kalmanın beyin gelişimi üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceği ifade ediliyor.

Ergenlik döneminde nikotin kullanımı; dikkat, öğrenme ve beyin gelişimiyle bağlantılı süreçleri etkileyebilir. Erken yaşta başlayan nikotin kullanımı, uzun süreli bağımlılık riskinin yanı sıra ilerleyen dönemlerde farklı nikotin ve tütün ürünlerinin kullanılma ihtimalini de artırabiliyor.

Nikotin alımının kesilmesinden sonra bazı kişilerde yoksunluk belirtileri ortaya çıkabiliyor. Yeşilay tarafından aktarılan bilgilere göre bu belirtiler arasında yoğun sigara isteği, huzursuzluk ve öfkelenme, baş dönmesi, iştah artışı, uykusuzluk ve çökkün ruh hali bulunabiliyor.

Sigaranın etkileri beyinle de sınırlı değil
Tütün kullanımının beyin sağlığı açısından da çeşitli risklerle ilişkili olduğu belirtiliyor.

Özellikle beyin korteksinde meydana gelen incelme ve beyin damarlarında ortaya çıkabilen olumsuz değişiklikler üzerinde duruluyor.

Beyin korteksi; düşünme, konuşma, hafıza ve karar verme gibi çok sayıda bilişsel işlevin yürütülmesinde önemli rol oynuyor. Bu nedenle söz konusu değişikliklerin unutkanlık, dikkat sorunları ve öğrenme güçlükleriyle bağlantılı olabileceği belirtiliyor.

Elektronik sigara da risksiz kabul edilmiyor
Son yıllarda yaygınlaşan elektronik sigaralar da tütün ürünlerine alternatif olarak sunulsa da DSÖ bu ürünlerin risksiz olduğu görüşünü desteklemiyor.

Elektronik sigaralar, içerisindeki sıvının ısıtılmasıyla kullanıcı tarafından solunan bir aerosol oluşturuyor. Bu sıvılarda nikotin bulunabildiği gibi farklı kimyasal maddeler ve katkı maddeleri de yer alabiliyor.

Elektronik sigara emisyonlarında nikotin ve çeşitli toksik maddeler bulunabileceği, bu maddelerin yalnızca kullanıcı açısından değil çevredeki kişilerin maruz kalması halinde de risk oluşturabileceği belirtiliyor.

Özellikle gençler açısından nikotin kullanımı ayrı bir risk oluşturuyor. DSÖ, daha önce sigara kullanmamış gençlerde elektronik sigara kullanımının geleneksel sigaraya başlama olasılığındaki artışla ilişkili olduğunu bildiriyor.

Elektronik sigaranın uzun vadeli etkileri konusunda ise henüz tüm sonuçların ortaya konulamadığı belirtiliyor. Bazı ürünlerin kansere neden olabilen, bazı bileşenlerin ise kalp ve akciğer hastalıkları riskini artırabilen toksik maddeler oluşturabildiği ifade ediliyor.

Tütünün faturası ekonomiye ve çevreye de çıkıyor
Tütün kullanımının oluşturduğu yük yalnızca sağlık harcamalarıyla sınırlı kalmıyor.

Tütüne bağlı hastalıkların tedavisi için yapılan sağlık harcamaları ve hastalıklar nedeniyle ortaya çıkan iş gücü ve insan sermayesi kayıpları, ekonomik maliyetin önemli parçaları arasında yer alıyor.

Özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde tütün ürünlerine ayrılan bütçenin, ailelerin gıda ve barınma gibi temel ihtiyaçlara ayırabileceği kaynakları azaltabileceği belirtiliyor.

Tütün üretimi ve tüketimi çevre açısından da çeşitli sonuçlar doğuruyor.

DSÖ verilerine göre tütün endüstrisi nedeniyle dünya genelinde her yıl yaklaşık 600 milyon ağacın kaybedildiği, yaklaşık 200 bin hektar arazinin kullanıldığı ve 22 milyar ton su tüketildiği belirtiliyor.

Sektörün yıllık karbondioksit salımının ise yaklaşık 84 milyon ton olduğu aktarılıyor.

Tütün kullanımının ardından ortaya çıkan atıklar da çevre açısından ayrı bir sorun oluşturuyor. Her yıl yaklaşık 4,5 trilyon sigara filtresinin okyanusları, nehirleri, kentleri, parkları, toprakları ve sahilleri kirlettiği belirtiliyor.

Sigarayı bıraktıktan sonra vücutta neler değişiyor?
Sigarayı bırakmanın ardından vücudun toparlanma süreci kısa süre içinde başlayabiliyor.

Yeşilay tarafından aktarılan bilgilere göre son sigaranın ardından yaklaşık 20 dakika içinde kalp atış hızı ve kan basıncında düşüş başlıyor. Yaklaşık 12 saat sonra ise kandaki karbonmonoksit seviyesinin normal düzeye dönmesi bekleniyor.

Bırakmanın ardından geçen 2 hafta ile 3 ay arasında kan dolaşımında düzelme ve akciğer fonksiyonlarında gelişme görülebiliyor.

1 ila 9 ay arasında öksürük ve nefes darlığı gibi şikayetlerin azalabildiği belirtiliyor.

Bir yılın sonunda koroner kalp hastalığı riskinin sigara içmeye devam eden bir kişiye kıyasla yaklaşık yarıya indiği aktarılıyor.

Beş yıl sonrasında inme riskinin önemli ölçüde azaldığı, 10 yıl sonunda ise akciğer kanserine bağlı ölüm riskinin sigara içmeye devam edenlere kıyasla yaklaşık yarı seviyeye gerileyebildiği belirtiliyor.

Ağız, boğaz, yemek borusu, mesane, böbrek ve pankreas kanserleri açısından risklerin de sigarayı bırakmayla birlikte azaldığı ifade ediliyor.

Yaklaşık 15 yıl sonra ise koroner kalp hastalığı riskinin sigara kullanmayan kişilerin seviyesine yaklaşabildiği bildiriliyor.

Sigarayı hangi yaşta bırakmak önemli mi?
Sigarayı bırakmanın her yaşta sağlık açısından kazanımlar sağlayabileceği belirtiliyor.

Yeşilay tarafından aktarılan verilere göre, sigarayı 30’lu yaşlarda bırakanlarda beklenen yaşam süresinde yaklaşık 10 yıllık, 40’lı yaşlarda bırakanlarda 9 yıllık, 50’li yaşlarda bırakanlarda 6 yıllık ve 60’lı yaşlarda bırakanlarda 3 yıllık artış görülebileceği ifade ediliyor.

Bu veriler, tütün kullanımının bırakılmasının yalnızca kısa vadeli sağlık göstergeleri açısından değil, uzun vadeli yaşam beklentisi bakımından da önem taşıdığını ortaya koyuyor.

Sigarayı bırakmak isteyenler nereden destek alabilir?
Türkiye’de sigarayı bırakmak isteyen kişilere Sağlık Bakanlığı tarafından ücretsiz danışmanlık ve takip hizmetleri sunuluyor.

Bu kapsamda ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı üzerinden destek alınabiliyor. Hat üzerinden sigarayı bırakmak isteyen kişilere bırakma sürecine ilişkin danışmanlık sağlanıyor.

Vatandaşlar ayrıca 182 Merkezi Hekim Randevu Sistemi üzerinden sigara bırakma poliklinikleri için randevu oluşturabiliyor. Bir diğer seçenek ise doğrudan en yakın sigara bırakma polikliniğine başvurmak.

ALO 171 hattındaki çağrıların, sigara bırakma konusunda eğitim almış görevliler tarafından 7 gün 24 saat karşılandığı belirtiliyor.

Sigarayı bırakmaya karar veren kişilerin bırakma planları doğrultusunda belirli aralıklarla aranarak süreçlerinin takip edildiği ve ihtiyaç duyduklarında destek sağlandığı aktarılıyor.

DSÖ de davranışsal danışmanlık ile uygun ilaç tedavisinin birlikte kullanılmasının tütün bağımlılığından kurtulma ihtimalini önemli ölçüde artırabildiğini bildiriyor.